Türkiye'nin dış ticaret açığının görünmez ama kalıcı kalemi, yüksek teknoloji ürünleri. Cep telefonundan sunucuya, tıbbi cihazdan endüstriyel sensöre kadar uzanan bu listenin ortak özelliği, üretim zincirinin tek bir ülkede kapanmaması. İthalat faturasının haritasını çıkarmak, yerlileştirme tartışmasını söylem düzeyinden veri düzeyine taşımanın ilk adımı.
Faturanın üç büyük kalemi
Birinci ve en büyük kalem, elektronik bileşenler: işlemciler, bellek çipleri, görüntü sensörleri. Bu kalemin üretim coğrafyası, dünya çapında birkaç ülkeye kilitlenmiş durumda; yerlileştirme iddiası burada on yıllar ölçeğinde bir strateji gerektiriyor. İkinci kalem, tam ürünler: sunucu, dizüstü bilgisayar, ağ donanımı. Bu kalemin bir kısmı son montaj aşamasında yurt içinde toplanabiliyor; ama montaj, katma değerin büyük bölümünü oluşturan tasarım ve çip üretimini kapsamıyor. Üçüncü kalem, ölçüm ve test cihazları: laboratuvar, savunma ve otomotiv sanayisinin dayanak noktası, aynı zamanda en dar tedarikçi havuzu.
Üç kalemin ortak zaağı, tedarikçinin tek noktadan bağımlılığı. Tek bir ülkeden ya da tek bir üreticiden gelen kritik bileşen, jeopolitik bir gerilimde üretim hattını durduran tek başına bir düğüm. Son üç yılda bu düğümün fiyatını tedarik zinciri krizleri gösterdi.
Nerede ilerleme var?
Faturanın yapısını okumak, sadece rakam toplamaktan ibaret değil. İthalatın önemli bir bölümü hâlâ tüketici elektroniği olarak geliyor; bu kalem, sanayi kapasitesinden çok gelir düzeyiyle ilişkili ve yerlileştirme hedefi taşıyan bir politika alanı değil. Politikanın asıl muhatabı, ara malı ve yatırım malları kalemleri: buradaki her nokta, üretim kapasitesiyle doğrudan ilişkili.
Savunma sanayi, bu tabloda en belirgin istisna. İHA ve drone bileşenlerinden iletişim donanımına kadar uzanan alanda yerli tasarım ve üretim kapasitesi ölçülebilir biçimde arttı; bu birikimin bir kısmı sivil tarafa da taşıyor. İkinci ilerleme alanı yazılım ve sistem entegrasyonu: donanım ithal edilse de katma değerin yükseldiği katman, kurumsal yazılım ve veri merkezi tarafında yerli ekosisteme kayıyor. Üçüncü alan, niş bileşenler: otomotiv tedarik zinciri için sensörler, enerji ölçüm cihazları ve bazı medikal cihaz parçaları.
Okunması gereken üç gösterge
Bu üç kalemin ağırlığı, ithalatın ne kadarının stratejik ne kadarının konjonktürel olduğunu da gösteriyor. Tüketim kaleminin içindeki telefon hacmi, yılın ikinci yarısında faturayı belirleyen ana unsur oluyor; ara malı kalemleri ise sanayi üretim endeksiyle birlikte hareket ediyor. İki kalemin ayrıştırılmadan okunması, teknoloji ithalatı hakkında yanlış iyimserlik ya da aşırı karamsarlık üretiyor.
İthalat faturasını okurken üç göstergeye bakmak yeterli. Birincisi, ara malı ile tüketim malları ayrımı: ara malı ithalatı üretim kapasitesi demek, tüketim malları ithalatı tüketim. İkincisi, tedarikçi çeşitliliği: aynı ürün için üçten az ülke tedarikçisi olan kalemler, risk listesine giriyor. Üçüncüsü, ithalatın teknik içeriği: beyan edilen gümrük kodunun arkasında gerçekten tasarım katkısı var mı, yoksa yalnızca kutu değişiyor mu?
İthalat faturası, bir başarısızlık belgesi değil; bir okuma alıştırması. Türkiye'nin nerede üretebileceğini ve nerede üretemeyeceğini dürüstçe kabul etmesi, teknoloji politikasının ön koşulu. Kabul edilmeyen her kalem, iki yıl sonra kamu alımı ya da tedarik krizi olarak geri dönüyor.
Okur Yorumları (0)