Yazılımcı olduğunuzu söylediğinizde sorulan ilk sorulardan biri kaç kitap okuduğunuz değildir; ama mesleğinizin günlük gerçeği, kitaptan çok kod okumaktır. Ekranda duran satırlar, başkasının size anlatmadan söyledikleridir ve onları okumak, roman okumaya benzer: kahramanı tanımak, olay örgüsünü izlemek, yazarın niyetini sezmek gerekir. Kod okumak da tıpkı kitap gibi bir marifettir; doğarken gelmez, okudukça gelişir.
İlk Okuma: Yazarın Niyetini Aramak
Acemi okur kodu satır satır takip eder; deneyimli okur önce mimarisine bakar. Dosya yapısı, isimlendirme tarzı, testlerin düzeni — bunlar kitabın kapağı, içindekiler ve bölüm sonlarıdır. İyi okur, kitabı açmadan önce yazar hakkında bir şeyler bilir; iyi kod okuyucusu da depoyu açmadan önce dokümantasyona, değişiklik günlüğüne, eski hata raporlarına göz atar. Yazarın niyetini sezmek, kodun ne yaptığını anlamaktan önce gelir; çünkü kod, niyetin yazıya dökülmüş hâlidir.
Kitap okuma alışkanlığı gibi kod okuma da tekrarla gelişir. Her gün birkaç dosya okumak, ayın sonunda gözünüze yeni bir dil kazandırır. İyi yazılmış kod okumak, iyi cümle kurmayı öğrenmeye benzer: gramer kitabından değil, iyi yazarlardan öğrenilir.
Yavaş Okuma, Derin Anlama
Kitap okurken önemli cümlelerin altını çizdiğimiz gibi, kodun da kritik noktalarını not ederiz. İşin asıl sırrı yavaş okumaktır: anlaşılmayan satırda durup nedenini sormak, bir fonksiyonun neden var olduğunu araştırmak. Bu yavaşlık, hızlı yazmaya alışan ellerimize zor gelir; ama anlama, hızın değil duruşun eseridir. Bir de okumanın gizli faydası vardır: kendi yazdığımız kod, okuduğumuz kadar iyi olur. Ne kadar çok iyi kod görürseniz, kaleminiz o kadar zenginleşir.
Okumanın az konuşulan bir kazancı da stildir. İyi yazar okuyanın cümlesi kısalır, iyi kod okuyanın işlevi sadeleşir. Ekipte en çok işe yararın, yeni çözümler bulan değil, eski kodu en iyi anlayan kişi olduğu sıklıkla görülür; çünkü değişiklik yapmadan önce ne değişmemesi gerektiğini bilir. Kod incelemesi de bu yüzden iki taraflı bir okuma sanatıdır: inceleyen, yazarın niyetini okumayı; yazan, inceleyenin sorusunu baştan cevaplamayı öğrenir. İkisi de okudukça, ekip ortak bir dile yaklaşır.
İyi kod okumayan, yalnızca kendi hatalarının yazarıdır; iyi kod okuyan, binlerce yazara ortaktır.
Açık kaynak çağında kütüphaneler herkese açık, kod da kitaplar gibi raftadır. Okumayı alışkanlık hâline getiren, birkaç yıl içinde ekibinin en çok danışılan kişisi olur; çünkü o, artık yalnızca kendi cümlelerini değil, başkalarınınki de okuyabilen biridir.
Kod okumak, sessiz bir dostluk kurmaktır: yazar size söylemediğini, satırlar söyler. Okumayı seven, yazarken de o sessiz dostluğun kurallarını korur.
Okur Yorumları (0)